Ana Sayfa YEREL YÖNETİMLER 14 Ağustos 2018 2798

Göksu, “Gönül Belediyeciliği, hizmetkâr belediyeciliğin ötesinde bir şey”

Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, Star Gazetesi’nin Pazar günleri yayımlanan fikir-tartışma platformu niteliğindeki ‘Açık Görüş’ ekinde bir makale kaleme aldı. Göksu makalesinde “Gönül Belediyeciliği”ni anlattı.

Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, Star Gazetesi’nin 10 yılı aşkın bir süredir Pazar günleri yayımlanan fikir ve tartışma eki ‘Açık Görüş’ ekinde “Şehir yapmak gönül yapmakmış meğer” başlıklı bir makale kaleme aldı. Göksu, 12 Ağustos 2018 Pazar günü yayımlanan makalesinde, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “Gönül belediyeciliği” sözleriyle ifade ettiği belediyecilik anlayışının “hizmetkâr belediyeciliğin ötesinde bir şey” olduğunun altını çizerek, “Bu yazıda, Cumhurbaşkanımızın ‘gönül belediyeciliği’ sözleriyle ifade ettiği bu anlayış ve yaklaşımın bizlere kazandırdığı ufukla, bu ifade üzerinden gönül-şehir – belediye üçgeninde bir gönül harmanı kurulmaya çalışılacaktır” dedi.

ÖNEMLİ OLAN GÖNÜLLERE DOKUNMAK

Şehirleri yönetenlerin insanların gönlüne hitap etmesi gerektiğine değinen Göksu, “Hem insanı, hem de şehri biyolojik olarak diri tutarken diğer yandan gönüllere de nazar etmeyi, insanın iç yolculuğuna katkı sağlamayı da bilmelidirler” dedi. İnsanları yönetme işinin fiziki dünyanın gereklerinden biri olduğunu belirten Başkan Göksu,bu durumun metafizik boyutunun da göz ardı edilmemesine dikkat çekerek, “Mesela hiçbir siyasi, ideolojik, ekonomik sebep yokken bir belediye başkanı yahut yöneticisi bir vatandaşın evinin ve/veya işyerinin kapısını çalabilmeli ve hiçbir beklenti olmadan tamamen insani duygularla; komşu olmanın, hemşehri olmanın gereği olarak onun gönlüne misafir olabilmelidir. Bu durum hizmetkâr belediyeciliğin ötesinde bir şeydir. Bu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle “Gönül Belediyeciliği”dir. Onun çatkapı girdiği evler, dükkânlar, taksi durakları, çay ocakları (gönüller, kalpler) misali; çatkapı gönüllere girilmelidir” ifadelerini kullandı.

ROBAT DEĞİL, FITRAT BELEDİYECİLİĞİ

Başkan Göksu “Gönül belediyeciliği” sözünün geldiği yer, beslendiği kaynak, dayandığı teorik çerçeve ve içerdiği derin mânâyı açıklarken de, Farabî, Muhammed Sadık, Şah Hatayî, Yunus Emre, Fatih Sultan Mehmed Han ve Hacı Bayram Veli gibi gönül erlerinin konu ile ilgili söz ve görüşlerine atıflarda bulundu ve bir şehir yöneticisinin şehir sakinleriyle hemhâl olmasının önemine vurgu yaptı. Kadim medeniyetimizin şehre verdiği önemin iyi anlaşılması gerektiğine dikkat çeken Göksu, Anadolu münevverlerinin büyük bir şehir felsefesi ortaya koyduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bir yapay zekânın, robotların yönettiği bir şehir hayâl ediniz, o şehirdeki yerel yönetim fiziksel, sosyal ve e-belediyecilik alanlarına giren tüm hizmet faaliyetleri eksiksiz ve mükemmel bir şekilde yapabilir. İşte o belediyeciliğin yapamadığı şeydir gönül belediyeciliğinde yapılacak olan. Bu bir bakıma ‘fıtrat belediyeciliği’dir, hilkat belediyeciliği, insanın doğasında, yaratılışında, varoluşunda ruh, nefs ve beden fıtratına/hilkatine uygun belediyecilik…”

ÖN ŞART, ENGİN BİR GÖNÜLE SAHİP OLMAK

Yazısında, “Peki, bu gönül yapma, şehir bünyad ederken kalpleri âbâd etme yani gönül belediyeciliği nasıl olacak? Kritik soru bu! Kurumsal çerçeve kolay, ya eylem!” diye soran Göksu cevabı şöyle verdi: “Bunun bir tane ön şartı, birkaç tane de şartı olmalıdır… Ön şart, engin bir gönüle sahip olmaktır. Bu olmadan olmaz. Yabancılaştırmayan, ötekileştirmeyen, ayrıştırmayan, aşağılamayan, hafife almayan yerel yönetimciler olmalı; sevmeli, değer vermeli, saygı duymalılar, vatandaşını kendisiyle eşit insan görmeliler, ulaşılabilen, erişilebilen olmalılar. Bir de onaran olmalılar, düşeni kaldırmalı, bozuğu onarmalıdırlar. Yani, kerem sahibi olmalıdırlar. Şartlarına gelince; meselenin kişisel çaba ve ilgide kalmaması için, önce sistematik olarak bakmak, bir ‘sosyolojik master plan’ çıkarmak gerekir. Gönül belediyecilerinin şehirleri, bir fizikî mekân olmanın ötesinde, bir gönül harmanı olmalı. Bunun ölçütü ve göstergesi kanaatimizce dost şehir kavramının anlam evrenindedir. Peki ne dostu? Neyin dostu? Bir şehrin belediyeciliğinde gönül varsa, orada gönül belediyeciliği yapılıyorsa, orası her şeyden önce; engelli, yaşlı, yetim-öksüz ve çocuk dostu şehir olmalıdır. Sonra bu şehir; aile, kadın, yabancı, yoksul, çevre, hayvan dostu şehir olmalıdır. Böyle bir şehir, aynı zamanda şefkat ve merhamet şehridir de; sadece insanlara karşı değil, hayvanlara ve doğal çevreye de. Yani, fıtratın şehridir.”

EL KÂRDA, GÖNÜL YARDA BELEDİYECİLİK

1, Tevfik Göksu makalesinde “Gönül Belediyesi Şehri”nin olmazsa olmazlarını da şöyle sıraladı: “Güvenli ve özgür bir şehir olmalıdır. Özgürlük olmadan dost şehir olamaz, güvenlik olmadan dost şehir bâki kalamaz. Gönül belediyesi şehrinde özgürlük-güvenlik dengesi gönül belediyeciliğinin ilkelerinden biri olmalıdır. Keza, adalet ancak bu denge üzerine kurulabilir. Bu durumda bizzat gönül belediyesi, ilgili yerleşim yerinin vicdan beldesine dönüşmesine ve vicdanın sesi olmasına vesile olur. ‘Elin kârda, gönlün yarda’ olsun diyen Anadolu insanı ne güzel demiş! Bu irfanı yerel yönetim diline tercüme edersek; elin belediye işlerinde, gönlün vatandaşında olsun ya da elin şehrinde, gönlün şehirlinde olsun dememiz gerekiyor. Bu bağlamda, belediye işi yapmayı gönül yapmak, belediye işinde olmayı gönülde olmak, belediyeci olmayı gönül insanı olmak olarak anlayıp gereğini yaptığımızda üzerimize düşen vazifeyi de bihakkın yerine getirmiş olacağız.”

selyus