Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 20.03.2018 626 Görüntüleme

Dünden Bugüne

BİR DEVRİN BATTIĞI YER ÇANAKKALE

Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

1. Dünya Savaşı, dünya tarihinin gördüğü en kanlı savaşlardan biridir.
Çanakkale Cephesi bu savaşın en önemli kısmıdır desek yanlış olmaz..
Nedenini sonucunu az çok hepimizin bildiği bu savaş, bir devrin battığı yerdir. Bir anlayışın son bulduğu yeni bir anlayışın doğduğu yerdir.
Bizim açımızdan, dünyayı karşımıza alıp, canımızı ortaya koyarak, geleceğimizi ortaya koyarak, kanımızın son damlasına kadar, gerekirse son nefer ölecek ama bu cennet vatanı, bu son karakolu teslim etmeyeceğiz dediğimiz yerdir Çanakkale.
Bugün farklı bir açıdan bakmaya çalışalım Çanakkale’ye;
Dünyanın en büyük armadasının geçemediği Çanakkale, Batı dünyası için büyük bir ders oldu. Bu dersten sonra uzun uzun düşündüler ve Türklere karşı savaşlarında taktik değiştirmeye karar verdiler. Bundan sonra silahlı mücadeleyi bırakıp, kültürel dezenformasyon yaparak mücadele etmeye karar verdiler.
“Bu Kur’an Müslümanların elinde bulunduğu sürece, biz onlara hakiki hakim olamayız. Ya bu Kur’an-ı ortadan kaldırmalıyız, yada Müslümanları ondan soğutmalıyız”. İngiliz devlet adamı W. E. Goldstone’un, İngiliz avam kamarasında söylediği bu sözler, değişimin başlangıcıdır.
Bundan sonra İngilizler, milli mücadele dahil, Türklerle hiç savaşmadılar.
Bu toprakların insanlarına karşı, kültürel alanda mücadele başlıyor. Birlik beraberlik bozulmalı, vatan, millet, din sevgisi yerine bu değerlere önem vermeyen bir neslin yetiştirilmesi sağlanmalı…
Türk-Kürt, laik-antilaik, sağcı-solcu, alevi-sünni… her türlü ayrım denendi ve hala denenmeye devam ediyor.
Kültürel yozlaşma için her yol denendi ve hala denemeye devam ediyor. Milli manevi değerlere bağlılığı azaltmak, bunların aslında çok da önemli şeyler olmadığını anlatmak için her şey yapılıyor.
Bununla ilgili aklıma gelen ilginç bir olayı anlatmak istiyorum. 1980’li yıllarda hac için kutsal topraklara giden bir devlet adamımızın anlattığı, yaşanmış, gerçek bir olay. 1920-1930’lu yıllarda Endonezya’da devlet adamı olarak görev yapmış, emekli olmuş biri ile Hac’da tanışıyorlar. Bu Endonezyalı Müslüman devlet adamı, Hac’da Türk Hacıların bulunmasını çok garipsiyor ve gözyaşlarına hakim olamıyor. Nedenini sorduklarında ise şunları söylüyor:
“Ben Lozan görüşmelerinde devlet adamı olarak bulundum. Orda yapılan pazarlıklara, verilen sözlere şahit oldum. Bu pazarlıkların, bu sözlerin sonucunda Türkiye’de hiç Müslümanın kalmaması gerekiyordu”
İşte Batının Çanakkale’den sonra izlediği politikanın beklenen sonucunu gayet güzel özetliyor.
Evet Çanakkale bir dönüm noktası..
Evet Çanakkale bir devrin battığı yerdir..
Bizim açımızdan bakarsak, birlik beraberliğin en güzel örneğidir.
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.
Mehmet Akif’in çok güzel özetlediği birlik beraberliğin gücü…
Gelibolu’da şehitliklere baktığımızda doğudan batıya, kuzeyden güneye, Türk’ten Kürt’e, Laz’dan Arap’a herkesi yan yana yatarken görürüz.
Bugün sağlamaya çalıştığımız barış ortamı için, birlik beraberliğin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarız.
Birlik beraberliğin destanı, kardeşliğin destanı Çanakkale çok iyi anlatılmalı, çok iyi bilinmeli.
Son bir noktaya değinerek bitirelim. Büyük armadanın, itilaf donanmasının başında bulunan büyük zırhlının adı Agememnon. Rastgele konulmuş bir isim değil. Truva savaşında Yunan ordularını savaşa götüren komutan kral Agememnon.
Truva, Doğu ile Batının ilk savaşı kabul edilir. Bu savaşı Yunan orduları yani Batı (Truva atı savaş hilesi ile) kazandı.
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra Çanakkale’ye, Truva’ya gittiğinde İstanbul’un fethini kastederek :”Doğunun intikamı alındı” diyordu.
Çanakkale’de Batı Doğuya saldırırken en büyük zırhlısının adını Agememnon koymuşsa bu Batı intikam almaya çalışıyor demektir. Doğu-Batı savaşı devam ediyor demektir.
Zaten baba Bush, Irak savaşında haçlı seferi ifadesini kullanmıştı.
Bütün bunların sonucunda Çanakkale, GEÇMİŞİ ve GELECEĞİ anlamamız için önümüzde duran en güzel örnektir.

selyus