Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 21.12.2017 270 Görüntüleme

Selam Olsun

BİR TATLI HUZUR ALMAYA GELDİM BALIKESİR’DEN

Son gelişimde ağır mı ağır bir hava vardı şehirde…

O vakitler de yazdım. 

Bu gereksiz gerginlik şehre bir fayda getirmez diye…

Nitekim, fazla sürmedi, en tepeden yeni bir dizayn geldi şehrin yerel yönetim kadrolarına.

Fazla sürmedi diyorum ama en sancılı, en tantanalı şehir oldu benzer süreçlerden geçenlerin içinde. 

Hele hele güzel ülkemizin en büyük iki şehri olan İstanbul ve Ankara’daki usulet ve suhulete bakarsak…

Sadece Belediye’den gitmedi müstafi Başkan, kuruluşundan beri en önlerde yer aldığı partiden de gitti. 

Bu da benzer süreçlerden geçen şehirler içerisinde tek örnek!

Bu da bize gösteriyor ki, olayların sebeplerine hiç bakmasak dahi, sonuçlar üzerinden bile hangi şiddette bir gerginlik olduğunu anlayabiliyoruz. 

Yıllardır, “Huzurlu Kent” imajının hakim olduğu Balıkesir’de huzursuzluk ortamının başgöstermesi hiç alışık olmadığımız bir durumdu. 

Bu yüzden, Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na Sn. Zekai Kafaoğlu’nun seçilmesinden kısa bir süre sonra telefonla aradığım dostuma sordum;

  • Huzur var mı huzur?
  • Telefonla anlatılmaz, gelip görmen lazım, deyince atlayıp gitmek farz oldu. 

Hiç kimseye haber vermeden gezdim şehri şöyle bir…

Otomobille dolaştım, dolmuşa bindim, otobüse bindim…

Yollarda yürüdüm, cafelerde oturdum.

Dost sohbetlerinde bulundum.

Balıkesir’in meşhur köftesinden yedim, Hisar ayranından içtim.

Sümerbank’ın yanındaki tulumbacıdan tatlı aldım. 

Yıllar yıllar sonra restorasyonu biten Zağnos Paşa Camii’nde namaz kıldım. 

Namaz çıkışı cami cemaatiyle sohbet ettim. 

En şöhretli höşmerimciden İstanbul’a götürmek için paket paket höşmerim aldım. Fakat İstanbul’daki dostlarım pek beğenmedi. Son zamanlarda çok şekerli, az peynirli olduğunu söylüyorlar. 

Höşmerim kesmeyince, nesli tükenmekte olan Balıkesir Kaymaklısı’nı aradık saatlerce tatlıcılarda…

Gerçekten nesli tükenmiş…

Zira zar, zor bulduğumuz yerdeki de pek birşeye benzemiyordu. 

Bazı değerleri kaybetmemek lazım. 

Oysa Bursa’nın kestane şekeri, Antep’in baklavası, İzmit’in pişmaniyesi, Hatay’ın künefesi hep ilerledi bu süreçte. 

Bundan 20-30 yıl önce Eskişehir’le, Gaziantep’le, Kayseri’yle, Konya’yla, Hatay’la Balıkesir arasında pek fark yoktu. 

Ama süreç içerisinde bu şehirler gerek belediyecilik, gerek sanayi, gerek ticaret, gerek şehircilik, gerekse tarihi doku anlamında farklı bir yere geldiler. 

Maalesef Balıkesir bu ivmeyi yakalayamadı. 

Adeta bir kayıp şehir gibiydi. 

Fakat artık Balıkesir ne kadar saklanmaya çalışsa da Türkiye’nin yatırım konjonktürü onu açığa çıkaracak. 

Osmangazi Köprüsü, İstanbul-İzmir otoyolu, Çanakkale 1915 köprüsü, Çanakkale-İzmir otoyolu Balıkesir’in üzerindeki örtüyü kaldıracak. 

Balıkesir’in akranlarıyla arasındaki kayıp zamanı tekrar yakalayabileceği şartlar oluşuyor. 

Çünkü Cumhurbaşkanımız’ın birebir özel olarak ilgilendiği bir şehir artık burası. 

Ha keza Başbakan da öyle, Bakanlar da öyle…

Gördüğüm kadarıyla kavga, gürültü, patırtı, kamplaşma, ayrışma, ayrıştırma gibi huzursuzluk kavramları da istifa etmiş bu şehirden…

Bu şartlarda tek birşey kalıyor geriye…

Tüm bileşenleriyle birlikte yalnız ve yalnız çok çalışarak ayağa kaldırmak gerekiyor bu şehri. 

Bu yeniden doğuş projesinin bayraktarlığını üstlenen Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Zekai Kafaoğlu’nun liderliği, vizyonu ve enerjisi fevkalade bir şekilde dalga dalga şehrin üzerine yayılıyor. 

Bir tatlı huzur dolaşıyor sokaklarda…

İlginizi çekebilir

SOSYAL MEDYAYA DİKKAT

SOSYAL MEDYAYA DİKKAT

selyus