Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 11.03.2018 2118 Görüntüleme

Selam Olsun

İLÇE BELEDİYE’LERİNE SIRA GELMEDİ

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’ne gidilen süreçte, 2019 yılına kadar 4 yıl boyunca hiç seçim olmayacağı için nispeten sakin bir siyasi dönem geçirileceğini düşünüyordu siyasi çevreler. 

Fakat, O da ne?

Sakin dönemimiz böyleyse, vay halimize!

Neler olmadı ki bu dönemde?

5 ay sonra tekrar seçime gidildi. 

11 ay sonra Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Davutoğlu istifa etti. 

Yerine, Başbakanlığa Binali Yıldırım, Ak Parti Genel Başkanlığı’na ise Recep Tayyip Erdoğan geldi. 

13 ay sonra resmen ve alenen bir darbe girişimi gerçekleşti. 

Cumhuriyet tarihinde ilk defa darbeye sivil vatandaşlar direndi ve başarılı olundu. 

Aylarca insanlar sokaklarda darbeye karşı sabahlara kadar nöbet tuttular. 

22 ay sonra, T.C.’nin yönetim sistemini kökten değiştirecek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için referandum yapıldı. 

27 ay sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş istifa etti. 

Onu, Ankara, Bursa, Balıkesir ve diğerleri takip etti. 

Ak Parti İl ve ilçe başkanlarının neredeyse tamamı değişti. 

İlçe Belediye Başkanları’na ise sıra gelmedi. 

Zaman kalmadı. Konjonktür müsait değil. Gündem yoğun. 

Sakın yanlış bir zanna kapılmasınlar. 

Devran böyle döner zannetmesinler. 

Artık, o hesap seçim sath-ı mailinde görülecek. 

KÜÇÜK PARTİLERE BÜYÜK İKRAMİYE

Onlar bile farkında değildi, yeni devlet sisteminin, başlarına devlet kuşu konduracağının…

Hatta, hemen hepsi karşıydılar bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne. 

Referandumda çatır, çatır ‘Hayır’ cephesi için çalıştılar. 

Şimdi ellerini oğuşturarak, “Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır” diye her çağrıldıkları masaya pek bir alımlı, pek bir çalımlı oturuyorlar. 

Eski sistemde rüyalarında bile göremedikleri parlamentoda temsil edilmeyi, artık çantada keklik görüyorlar. 

Hatta, bazı siyaset erbapları, keklik sayısını öyle abartıyorlar ki, kendini darı ambarında zanneden aç tavuk gibiler. 

Ama kim ne derse desin, bu yeni sistem, küçük partilere büyük ikramiye olmuştur. 

Ses etmeyin, kızmayın, hor görmeyin garibanları…

Yılbaşında büyük ikramiye hayali ile mutlu olan garibanlara ses etmeyip, kızmayıp, hor görmediğiniz gibi.  

ŞEKER ÖZELLEŞTİRMELERİ

Doksanlı yıllarda sıkı bir özelleştirme taraftarıydım. 

O yıllarda, iflah olmaz bir özelleştirme karşıtı profesör vardı. 

Sade giyinen, sade yaşayan, tane tane konuşan mütevazı bir adamdı. 

Hemen her özelleştirme kararını Anayasa Mahkemesine taşırdı. 

Televizyonlarda günlerce tek başına savunurdu tezini. 

Ben, o vakitler Hoca’ya gıcık olurdum. 

Çağın gerisinde kaldığını, eski kafalı olduğunu, yeni gelişmelere ayak uyduramadığını falan düşünürdüm. 

Hatta arkadaş muhabbetlerinde kendisini, ülkemizi çağın gerisinde bırakmaya çalışan, vatan millet düşmanı olarak değerlendirdiğim olmuştur. 

Hoca, o vakitler en çok Türk Telekom özelleştirmesine kafayı takmıştı. 

Başarılı da oldu. 90’lı yıllar boyunca Türk Telekom özelleştirilemedi. 

Malümunuz, 2005 yılında satış gerçekleşti. 

13 yıl geçti üzerinden…

Ve geldiğimiz süreçte Türk Telekom bankalara olan borcunu ödeyemiyor. 

Bu arada 2 şeyi daha öğrenmiş olduk. 

  1. Öger, Türk Telekom’u alırken, yalnızca Türk bankalarından kredi kullanmış ve teminat olarak Türk Telekom hisselerini göstermiş. 
  2. 13 yılın sonunda neredeyse alırken verdiği (yani kredi kullandığı) para,  banka borcu olarak duruyor. 

Pekiyi, her yıl ciro rekorları kıran Türk Telekom’un, 13 yıldır karı nereye gidiyor?

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ödediği faturalarla oluşan bu büyük kaynak nasıl buharlaştı?

Derenin taşıyla, derenin kuşu nasıl vuruldu?

Şu anda, Türk Telekom’u satın almak için talip olanlar vazgeçtiğine göre, yeni talip te çıkmadığına göre acaba dere kuruyor mu?

Son tahlilde, kanımın deli aktığı gençlik günlerimin, herşeye karşı olan ihtiyar kurdu Prof. Dr. Mümtaz Soysal Hoca’ya bir özür borcum var. 

Dışarıdan bize dayatılan moda tabirlerin oluşturduğu atmosferin, kıt oksijeni, kendi milli gerçeğimizi görmekten bizi alıkoymuş Hocam. 

Umarım artık biz, kan emici emperyalistlerin oksijensiz atmosferlerine mahküm değilizdir. 

İlginizi çekebilir

KÖŞE YAZARLIĞI BİR ZANAAT

KÖŞE YAZARLIĞI BİR ZANAAT

selyus