Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 5.02.2018 691 Görüntüleme

Selam Olsun

İNCE, İNCE

Bir CHP kurultayı daha geride kaldı. 

Kimse sürpriz beklemiyordu ve Kılıçdaroğlu kazandı. 

Kaybedenler klübünün daimi üyesi olsa da, bizim siyasi partiler kanunu , mevcut başkana, maça başlarken 5-0 lık avantaj sağlıyor nasıl olsa…

Bu konuya tekrar döneceğim ama önce kurultay izlenimlerimi aktarmak istiyorum. 

Salona önce Muharrem İnce geldi. Fakat salona girdiği belli bile olmadı. 

Eşiyle birlikte, Tayyip Erdoğan podyumuna çıktılar. 

Tribünleri ve delegeyi selamladılar. 

Fakat, delege yüzlerine bile bakmadı. 

Ya tribünler?

Orası da pek farklı değildi. 

Cılız birkaç alkış ve kısmen tezahürat…

Açıkçası çok moral bozucu bir durumdu İnce için. 

“Tayyip Erdoğan Podyumu” ifadem dikkatinizi çekti değil mi?

Bunu CHP ilk defa kullanıyor. 

Zaten bu salon dizaynını da ilk defa kullanıyor CHP. 

Çünkü bu salon dizaynı da, bu podyum sistemi de AK Parti’ye ait bir sistem. 

Tüm salonu çevreleyen ve tribünlerle iletişim sağlamayı kolaylaştıran bu podyum sistemini ilk kullanan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. 

Onun için “Tayyip Erdoğan Podyumu” ifadesini kullandım. 

Türk siyasetine kattığı yüzlerce yenilikten biridir. 

Hiç gocunmadan bu yeniliği taklit eden CHP yetkililerini de kutluyorum ayrıca. 

İnce’den epey bir süre sonra Kemal Bey ve eşi salona girdiler. 

Verilen müziğe ve anonslara rağmen, salondaki enerji son derece yetersizdi. 

Galiba CHP tabanı bu “Tayyip Erdoğan Podyumu” yeniliğinden pek hoşlanmamıştı. 

Eskiden CHP Liderleri kalabalık bir heyetle birlikte itiş kakış zorlukla ilerleyerek girerlerdi salona. 

Onun bile kendine göre bir coşkusu vardı. 

Kemal Bey yerine oturmadan önce tam bir beyefendi olarak rakibi Muharrem İnce’nin elini sıktı. 

İnce’nin eşi hanımefendiye’de jest yaparak çiçek verdi. 

Divan Başkanlığı’na başarılı belediyeci, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen seçildi. 

Yılmaz Hoca, titiz bir adamdır. 

İnce eleyip sık dokur. 

Ama bu titizliği bu defa az kalsın İnce’yi eliyordu. 

Zira, İnce için imza atan delegelerden 48 tanesi, Kılıçdaroğlu için de imza atmıştı. 

Bunlar mükerrer sayılırsa, İnce,  başkan adaylığı için gerekli 127 sayısını bulamıyordu. 

Fakat bu arada, Muharrem İnce başkan adaylığı konuşmasını çoktan gerçekleştirmişti. 

Ve o vakte kadar çıt çıkmayan salonu dalgalandırmaya başlamıştı. 

İnce, adeta hitabet dersi verir gibiydi. 

Kürsüde, ısınma hareketlerini gerçekleştirdikten sonra, eline mikrofonu alıp, yaklaşık 50 metrelik platformda bir o tarafa, bir bu tarafa yürüyerek, tüm vücut diliyle, adeta coşturdu CHP’lileri…

En çok, İsmet Paşa’ya karşı kurultay zaferi yaşayan, Ecevit’ten örnekler verdi. 

Ecevit’in sloganlarını kullandı. 

Coşan tribünlerden yükselen sloganları eliyle sık sık kesmek zorunda kaldı. 

Bir ara salonu öylesine avucunun içine aldı ki, o an “Haydi kardeşlerim,  yoldaşlarım, kalkın hep birlikte Anıtkabir’e Atamız’a gidiyoruz” dese sanki bütün salon ayağa kalkacak gibiydi. 

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasına gelince, çok standarttı. 

Aynı plak tekrar tekrar dönüyormuş gibiydi. 

Yeni birşey söylemiyordu cancağızım, yeni birşeyler söylemek lazım diyen Mevlana’ya nispet yaparcasına. 

Muhalefet lideri olarak, mevcut iktidardan memnun olmayan kesimlere umut ışığı olabilecek tek bir yeni söz çıkmadı ağzından. 

Muhalefet lideri olmanın keyfini çıkarıyordu adeta. 

Zaten Cumhurbaşkanlığı için istekli olmaması, ülkeyi değil sadece CHP’yi yönetme arzusunda olduğunu gösteriyor. 

Bu arada, rakip partinin Genel Başkanı ve Genel Başkan Vekili’nin sesli görüntülerinin gösterildiği ilk CHP kurultayı oldu bu. 

Tayyip Bey’in ve Binali Bey’in “Eyy Kılıçdaroğlu” nidaları çınlıyordu salonda. 

Böylece podyumundan sonra, sesi ve görüntüsüyle de damga vurmuş oldu Recep Tayyip Erdoğan, 36. Olağan CHP Kurultayına…

Sonuçlar ancak gece yarısına doğru belli oldu. 

Adaylık için 127 delegenin imzasını bulamadığı iddia edilen Muharrem İnce 447 delegenin oyunu almıştı. 

Kılıçdaroğlu ise 790 oy aldı. 

Adaylık için 1081 delegenin imzasını alan, Kılıçdaroğlu’nun 291 oyu buharlaşmıştı. 

Adalet ve cesaret kurultayında, açık imzada İnce demeye cesaret edemeyen 291 delege kapalı kabinde gizli oy verirken, cesarete gelmişlerdi anlaşılan. 

Adalet ve cesaret sloganının altından, zulüm ve esaret sırıtıyordu adeta… 

2 notum var: Yazımın başında, siyasi partiler kanununun, mevcut başkanlara 5-0 lık avantaj sağladığını, bu konuya döneceğimi söylemiştim ama yerim doldu. Bunu yeni bir yazı konusu yapalım İnşallah. İkincisi, Yenigün Gazetesi’nin imtiyaz sahibi sevgili dostum Levent Uysal’ın uygun gördüğü bu köşenin adıyla, yazının başlığı çakışmış oldu. 

İlginizi çekebilir

HABERİNİZ OLSUN

HABERİNİZ OLSUN

selyus