Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 20.06.2018 377 Görüntüleme

Geçmişten Geleceğe

NEDEN AK PARTİ – NEDEN CUMHUR İTTİFAKI?

24 Haziran seçimlerine sayılı bir kaç gün kaldı. Ülkemizin kaderini belirleyecek olan önemli bir seçimin arifesindeyiz. Elbette ki her seçim önemlidir. Ancak, bu seçimin ayrı bir önemi var. Nedir o; parlamenter sistemden, Başkanlık sistemine geçiş.. Bu sistemle alakalı çok şeyler yazıldı, çizildi..

Seçimlere iki gurup halinde giriliyor. Biri Cumhur ittifakı, (AK Parti, MHP, BBP) diğeri Millet ittifakı (CHP, İP, SP) ve ittifak içerisinde olmamakla beraber, onlarla hareket eden HDP..

Muhalefet cephesi yani Millet ittifakı, Başkanlık sistemini istemiyor. Lakin bu ittifak partilerinin doğal liderleri, başkanlık sisteminin Türkiye’nin hayrına olacağı görüşünü yazılı ve görsel basında beyan etmişlerdi. Yani Türkeş, Demirel, Özal ve Erbakan gibi liderler geçmişte bu sistemi savunmuş, fakat dönemin katı şartları engel teşkil ettiğinden, söylemeden eyleme geçilememişti.

Şimdi bu partilerin temsilcileri parti politikalarını bir kenara koyarak, Cumhurbaşkanlığı hükümet hükümet sistemi ve Başkanlık sistemine karşı olduklarını beyan ederken, başta ABD olmak üzere birçok Avrupa ülkesiyle aynı paralelde aynı algı oyunlarıyla hareket etmeleri manidar değil mi?

Oysa ki başta ABD, Avrupa ve bir çok dünya devletlerinin başkanlık sistemiyle yönetildiğini görmüyorlar mı?

Aslında mesele Başkanlık sistemi değil, mesele Tayyip düşmanlığı.. Bunu zaten muhalefet liderleri her vesilesiyle dile getiriyorlar. Tayyip düşmanlığı üzerinden siyaset yaparak politikalarını o yönde geliştiriyorlar.

Eylem ve söylemlerine baktığımızda;

Bir yanda uçurumun eşiğinde olan bir ülkeyi 15 yıldan bu yana her alanda atılımlar yaparak Avrupa ülkeleriyle yarışır hale getiren AK Parti, diğer yanda bu kazanımları yok etmek için mücadele veren muhalefet.

Bir yanda fırtınalarla alabora olan Türkiye gemisini limana çekerek, bakımını yaptıktan sonra aydınlık yarınlara doğru yelken açarak yol alan Ak parti iktidarı,

Öbür yanda Türkiye gemisini batırmak ve eski Türkiye’ye dönüştürmek için mücadele veren muhalefet..

Bunu nereden anlıyoruz? Pek tabi ki söylemlerinden

Bu statükocu yapı ne diyor? Biz parlamenter sisteme döneceğiz. Başka ne diyorlar? Köprüleri, hava alanlarını, kanal İstanbul’u durduracağız. Başka ne diyorlar? Sarayı yıkacağız, yerli otomobile ve silah üretimine karşıyız.

Eskiden bu zihniyet ne söylerdi.? Ülke olarak bir iğne dahi yapamıyoruz.

Şimdi her alanda dünya ile yarışıyoruz. Milli tank, Milli top, Milli silah, Milli uçak, Milli helikopter, Milli gemi, Milli sihalar, Milli ihalar.. Vs. Vs… İçerde ve dışarda şer güçlerle milli silahlarımızla savaşıyoruz.

Şimdi bütün bunlarla gurur duyacakları yerde ne diyorlar? İstemezük..!!!

Terörle mücadelede ne diyorlardı?.

Teröristi dağda aramayın, terörist başı ve ekibi mecliste..

Evet Ak parti iktidarı hem dağda, hem de mecliste teröristleri ve teröre destek veren, PKK askerimizdir, Öcalan’ın heykelini Türkiye’ye dikeceğiz diyen HDP genel başkanını içeri tıkayarak hesaba çeken ak partiye müteşekkir olacakları yerde millet ittifakı hareketi hep bir ağızdan ne diyor?

Demirtaş dışarı salınsın. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.. El insaf, biraz tutarlı olun. Söyleminiz başka, eylemimiz başka. Bu millet size nasıl güvensin.

Millet ağzınıza bakıyor, bize ne verecek, ülkeye ne kazandıracak diye, ancak Tayyip düşmanlığı ve yıkımdan başka bir şey duyamıyor. İftira ve algı oyunlarıyla bir seçimin daha arifesine gelindiğinde, bu millet bir kez daha sizin henüz iktidara hazır olmadığınızı ve muhalefete devam edeceğinizi anlamış oldu. Söylem ve eylemlerinizden bu millet bunu anladı.

Evet. Biz de hülasa bunun için Ak parti, bunun için Cumhur ittifakı diyoruz.

Gelelim seçim sonuçlarına…

Sokağın nabzında şunu görüyoruz;

Evet bu millet Reisinden vaz geçmiş değil. Ancak parlamentoda Ak partiye bir ders vermek istiyor. Sokak bunu konuşuyor. Peki ama onca hizmet yapan Ak partiyi mecliste niye cezalandırmak istiyor.?

Naçizane olarak benim tespitlerim şöyle..

Reis her defasında yalnız kaldığını millete şikayet ederken, fabrika ayarlarına geri dönülmesini işaret etmişti. Yozlaşmaya başlayan ak parti, Reisin söylemlerinin ardından ak parti seçmenine yeniden umut oldu. Lakin uygulamalarda bunlar gerçekleşmediği gibi her seçimde yozlaşma devam etti. Son olarak 24 Haziran seçimlerinde de milletin görmek istemediği bazı bakan ve milletvekillerinin hala sahnede yer alması, teşkilatların yenilenmesi noktasında beklentilerin dışında hareket edilmesi, FETÖ’ye yönelik yapılan mücadelede, Reisin tabiriyle (ibadet) ayağını hırpalayıp hesap sorarken, ticaret ve ihanet ayağına yönelik ciddi bir sorgulamanın yapılmadığı ve korunduğuna dair algının toplum nezdinde karşılık bulması,

Milletvekili sayısının düşmesine tesir edeceği kanaatindeyim.

Seçimlerin ülkemize ve milletimize hayırlı olması, hayırlar getirmesi temennisiyle sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Selam ve dua ile.

İlginizi çekebilir

24 HAZİRAN’A GİRERKEN

24 HAZİRAN’A GİRERKEN

selyus