Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 12.08.2017 555 Görüntüleme

Hayata Gülümse

ÖĞRETEN ELEŞTİRİ

Merhaba sevgili dostlar;

İçtima-i yaşantımızda genel olarak yaygın bir kavram üzerine istişare yapalım istedik. Eleştiri cümlesi kullanıldığında her insanın iç aleminizde farklı duygular hissettirir muhakkak. Bir insanı, bir çalışmayı, bir konuyu doğru ve yanlış yönlerini bulup göstermek amacıyla yapılan bir tür bilimsel ve bireysel incelemelerdir. Bir sonuca ulaşmak, problemi çözmek, herhangi bir işin yada girişimi sonuçlandırmak amacı ile bilinçli bir şekilde uygulanan bir metodoloji olarak tanımlanır.

Şüphesiz eleştirilmek; insanın kendini geliştirme konusunda yetersiz kaldığı kavramlardan biridir. Eleştirmek çok kolayca yaptığımız, eleştirilmekse ziyadesiyle duymaktan kaçındığımız bir tutumdur. Eleştiriye başlamadan önce kişinin eleştiriye açık bir karakter olması en uygunudur, değilse dahi kendi tercih ediyor olması dikkate alınması gereken bir husustur. Aksi takdirde yapılan, haddi aşmaktan öteye gitmeyebilir. Her şeyden önce yapılan eleştirinin doğru ve olumlu bir niyeti, bir kıblesi olmalı Allah’ın rızasını gözeten Kur’an-ı rehber edinen, Hz. Peygamberimizin (S.A.V.) sünnetini işaret eden bir şuur içerisinde halis niyetli olmalıdır. Kişilik özelliklerini hedef alan, başka insanların yanında duymak istemeyecekleri; rencide eden kelimelerle eleştirilmek, beklemediği ve hazır olmadığı bir anda, umut ve heyecanı gölgelemeye sebep olan yıkıcı eleştiriler; beraberinde olumsuz bir çatışma sürecini de başlatmış olur. Bazen de kelimeleri kullanmadan lisan-ı hal ile de aynı hissiyatı bırakabiliriz, karşımızdaki kişiyi dikkate almamak gibi. Genellikle yapılan eleştiriye ‘yapıcı eleştiri’ yada ‘tavsiye’ denir; aslında yapıcı ile yıkıcı arasında gerçekten çok ince bir çizgi vardır ve çoğumuz, tavsiyeleri vermek ve almanın arasındaki farkı, insan ruhundaki tahribatın ne boyutta olduğunu aslında çok iyi biliriz. Eleştiriye maruz kalan hele de bir çocuksa, içalemlerindeki etki hayati önem taşır, küçükken sorgulamaz, zamanla kendisine yapılan eleştiriyi kendi gerçeği olarak kabullenir ve bir ömür onunla yaşamak durumundadır. Hadis-i Şerifte (kalp kırmak Kâbe’yi yetmiş defa yıkmaktan daha kötüdür) buyurmuştur Allah’ın Resulü (S.A.V.) İyi olsun kötü olsun hiçbir insanın kalbi incitilmemelidir. Eleştirilerimizi lisanı-ı münasiple, kırmadan dökmeden önce olumlu ve güzel taraflarıyla cümlemize başlayıp arada sınırlarımızı ve seviyemizi koruyarak eleştirimizi yapıp tekrar olumlu bir cümleyle konuşmamızı tamamlarsak her iki taraf içinde verimli bir istişareye dönüşebilir. Gerçek eleştiri insanların yaptığı çalışmalarda yol gösteren, moral veren, destek niteliği taşıyan aynı zamanda fikirde verebilen yapıcı, olumlu ifadeler içeren yaklaşım ve iletişim biçimidir. Yapıcı eleştirinin amaçları kişinin daha iyi olması için yardım etmek, bir şeyin farkına varmamızı sağlamak, endişe ya da ilgiyi belli etmek, iletişim halinde olmaktır. Eleştirilere açık olmak insanı sanatsal, sosyal alanda zenginleştiren değerlerdir, eleştirmek kadar eleştiriye de açık olabilmeliyiz. Her yerde ve her zaman olduğu gibi sözü lisan-ı münasibiyle söylemek en uygun olanıdır.

‘ELEŞTİRİ BİR İNSANI, YAĞMUR GİBİ KÖKLERİNE ZARAR VERMEYECEK KADAR NAZİK OLMALIDIR.’

Bugünkü yazımızın sonuna geldik istifadeli olması dileğiyle.

Muhabbetle kalın…

 

 

 

İlginizi çekebilir

SİZ DE GÖRDÜNÜZ DEĞİL Mİ?

SİZ DE GÖRDÜNÜZ DEĞİL Mİ?

selyus