Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 3.09.2017 628 Görüntüleme

Selam Olsun

SUÇUNUZ YÜZÜNÜZE OKUNDU

Geçtiğimiz günlerde AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından rutin danışma meclislerinden biri gerçekleştirilmişti.

Gerçi organizasyonu itibariyle rutin fakat içeriği itibariyle oldukça sıradışı bir toplantıydı bu.

Neden mi sıradışı?

Çünkü AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılıyordu.

Aslında bu da çok sıradışı sayılmazdı.

Asıl sıradışılık Erdoğan’ın ilk defa bir İstanbul İl Danışma Meclisi’nde gözlerinin içine baka baka İstanbul teşkilatının başarısızlığını adeta dağlara taşlara bile duyurmaya çalışarak haykırmasıydı.

Dağlar, taşlar duydu.

Kurt, kuş, börtü, böcek duydu.

İstanbul Boğazı’ndan transit geçiş yapan mevsim balıkları duydu.

Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarını yayınlamaya alışmış uluslararası ajanslar sayesinde dünyanın dört bir yanından insanlar duydu.

Köylüler, kentliler, işçiler, memurlar, emekliler, dullar, yetimler, gaziler, hapishanedeki mahkümlar duydular.

Sağır Sultan bile duydu.

Bir siz duymadınız…

Oysa suçunuz yüzünüze okundu.

Hem de en etkili, en yetkili 1 numaralı adam tarafından…

Adam gibi adam tarafından.

Hem de yüzünüze söylendi…

Söyleyenin nezaketi mi sizi arsızlaştırıyor?

Söyleyenin beyefendiliği mi sizi duyarsızlaştırıyor?

Söyleyenin terbiyesi mi sizi gereğini yapmaktan alıkoyuyor?

Nedir sizi bu kadar hissizleştiren?

Metal yorgunluğu mu sizi bu kadar arsız, duyarsız, tepkisiz ve hissiz yapan?

İnanın mahalle yönetiminde hiçbir beklentisi olmadan fedakarca ve cefakarca görev yapan mütevazı kardeşlerimiz bile İstanbul teşkilatının bir parçası olarak, acaba bir eksiğimiz mi var diye Reis’in sözlerinden kendilerine pay çıkardılar.

Nasıl İstanbul tekler diye üzüldüler.

Nasıl İstanbul tökezler diye dertlendiler.

Nasıl İstanbul Türkiye ortalamasının gerisine düşer diye hayıflandılar.

Nasıl İstanbul metal yorgunu olur, nasıl paslanır diye isyan ettiler.

Nasıl İstanbul koltuklardan güç alır, koltuklara güç katamaz diye haykırdılar.

Nasıl İstanbul kibir, gurur, afra, tafra yapar diye yerin dibine girdiler.

Nasıl İstanbul gönül köprülerini kuramaz diye gönülden sarsıldılar.

Nasıl İstanbul İl ve ilçeleri bir “ÖMER” bulamaz diye gözlerinden yaş akıttılar.

 

Ama siz hiç duymamış gibisiniz size söylenenleri.

Teşkilat için için kan ağlarken, sizin yüzünüzde o çok sevdiğiniz protokol gülleri açıyor hala.

Teşkilat, Reis’in sözleriyle üzüntüden kahrolurken, siz hala büyük zaferler kazanmış komutan edasıyla sırıtıyorsunuz ortalıkta.

Yahu Allah rızası için içinizden biri de çıkıp, ben bu sözlerden arlanıyorum, utanıyorum, sıkılıyorum, belki de ben görevimi layıkıyla yapamamışımdır dese nolur, kıyamet mi kopar…

Zaten çok yakında altınızdan kayacak olan bu koltuklardan bu kadar güç almaya devam etmek, bu derece aşkla, sevdayla bu koltuklara yapışmak da ne oluyor Allah aşkına!

İlginizi çekebilir

SIRRI SÜREYYA NERDESİN!

SIRRI SÜREYYA NERDESİN!

selyus