Ana Sayfa KÖŞE YAZILARI 5.06.2018 519 Görüntüleme

Dijital Dünya

Z Kuşağı İlk Oyunu Kullanıyor!

Z Kuşağı İlk Oyunu Kullanıyor!

Ülkemiz yeni bir seçimin arifesinde ve siyasi partilerimiz ile başkan adaylarımız bu seçim yarışını önde tamamlayabilmek için toplumumuza yani seçmene (57 milyon) ülkemizin geleceğine dair birçok vaatte bulunuyor. Her seçimde olduğu gibi bu seçimlerde de ilk kez oy kullanacak olan seçmenler yine büyük önem taşıyor. Fakat bu seçimi diğerlerinden farklı kılan, ilk kez Z Kuşağına mensup genç seçmenin oy kullanacak olması.

Özellikle başkanlık sistemine geçeceğimiz 24 Haziran seçimleri ile birlikte meclis dağılımını bir kenara koyduğumuzda sandığa giderek oy kullanacak seçmenin %51 oyunu alan başkan adayının ülkemizin yeni lideri yani başkanı seçileceğini göz önünde bulundurduğumuzda 1 milyon 585 bin kişi (%2,6) gibi çok ciddi bir sayıda genç seçmenin ilk kez sandığa gidip oy kullanacak olması seçim yarışında olan başkan adayları için göz önünde bulundurulması gereken önemli bir konu…

TÜİK rakamlarına göre ilk kez oy kullanacak 1 milyon 585 bin seçmenden yaklaşık 850 bini ise Z Kuşağı olarak tabir ettiğimiz 2000 senesi doğumlu gençlerimizden oluşuyor. Z kuşağı nedir? diyorsanız hemen belirteyim Z Kuşağı 2000 sonrasında doğan nüfusumuzu kapsamaktadır. Bu kuşağa mensup olanlar teknolojinin içinde büyümüş özgürlüğüne düşkün yeniliklere açık olarak tanımlanıyor. Ülkemizde z kuşağına mensup 2000 sonrası doğan nüfusumuz ise toplamda yaklaşık 19 milyon kişi civarındadır. Z kuşağı öncesinde ise benim gibi 1980- 1999 arası doğumlular Y Kuşağı onun öncesinde de 1965-1979 arasında doğanlar X Kuşağı olarak tanımlanmaktadır.

Geçiş ve Karşılaştırma Kuşakları X ve Y Kuşağı

Mevcut iktidar partisine en büyük avantajı da özellikle X kuşağı onun kadar olmasa da Y kuşağına mensup seçmenlerin sağladığını söyleyebiliriz. Bu durumu Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan‘ın 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığına gelmesi ve burada gerçekleştirdiği başarılı çalışmaların akabinde başına gelenler. Sonrasında 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisini (Ak Parti) kurarak 2002 yılında gerçekleşen genel seçimlerde tek başına iktidar olmasından ve tek başına hükümet kurmayı 2018’e kadar 16 yıl boyunca devam ettirme başarısı gösterebilmesinden anlıyoruz.

X ve Y kuşağı mensubu seçmenin büyük bir bölümünün Ak Partiyi desteklemesindeki en büyük motivasyon ise 2002 öncesi Türkiye şartları ile 2002 sonrası Türkiye şartlarını karşılaştırabilecek bir geçiş/karşılaştırma kuşağı olmalarından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Bu iki kuşak her iki dönemi de yaşamış ve kendi adalet terazisinde tartarak bir karara varmış ve bu kararının arkasında da 16 senedir durmaya devam etmiştir demek mümkün.

Fakat özellikle 90 sonrası doğan Y kuşağı mensupları ile 2000 ve sonrası doğanların bu karşılaştırmayı yaparak bir karar vermesi pek mümkün gözükmemektedir. Özellikle Z kuşağı seçmenimiz klasik tabirle internet erişiminin olmadığı bir Türkiye’yi hatırlamıyor. Hiçbiri bir bilgisayarın başına onlarca arkadaşı ile birlikte oturmak zorunda kalmadı vs. diyebiliriz.

Konuyu daha iyi açıklayabilmek için benim gibi 1984 doğumlu bir Y Kuşağının hayatından bazı kesitler vermek daha doğru olabilir. Bu yüzden kendi hayatımdan sadece bir örnek vermek istiyorum. Ayrıca İstanbul’un Kadıköy ilçesinin Feneryolu mahallesinde doğup büyüyen ve kendini bundan dolayı çok şanslı hisseden biri olarak bunları yazacağımı özellikle belirtmek isterim.

İlkokul dönemlerimde İstanbul’un en önemli konularından biri susuzluk ve biz 3 katlı binamızın 3. katında oturan orta sınıf bir aileyiz. Maalesef su bize o dönem hiç uğramıyor, annem her gece su gelmesini bekliyor fakat musluk suyu apartmanın 1. ve 2. katına kadar çıkıyor. Su bize ulaşsa bile iplik gibi akıyor buda tabi ki yeterli olmuyor. Bu yüzden ailecek sürekli kuyu başında bulunan çeşmede su kuyruğundayız. Orada dahi her zaman su akmıyor ve bidonların başında birinin muhakkak beklemesi gerekli! Bidonunuzun başında beklemediğiniz taktirde sürekli bidonunuzun önüne yeni bidonlar ekleniyor. Size rahatlıkla söyleyebilirim ki çocukluğumun bir bölümü çeşme kuyruğunda bu bidonlara sahip çıkmakla geçti. Tabi buradan elde ettiğimiz suda maalesef günlük ihtiyacımızı karşılamak için bile yeterli olmuyordu. Bu yüzden sık sık zemin katta bulunan komşumuzda yıkanmak durumunda kalmam bugünün şartlarında size oldukça komik dahi gelebilir. Tabi bu tip durumlar herkes gibi babamı da daha yaratıcı hale getirdi diyebilirim. Bunun sonucunda babam balkonumuza bir varil getirip yerleştirdi sonrasında balkonumuzun bitişiğinde bulunan yağmur oluğuna bir aparat yaparak yağmur suyunu varile almaya başladık varile aldığımız kurtlu yağmur suyunu süzerek gider vb. ihtiyaçlarımızda kullanmamız o dönem bizi oldukça rahatlatmıştı. İlerleyen dönemlerde de apartmanımıza su deposu yaptırarak yine bir rahatlama sağladık, ta ki Recep Tayyip Erdoğan İBB başkanı seçilene kadar vs…

İstanbul da yaşayan Z kuşağı haricindeki X ya da Y kuşağına mensup birçok kişi bu örnekleri çoğaltarak bugün ile karşılaştırabilir durumda ve bu durum seçmen tercihlerinde oldukça etkili bir rol oynuyor.

Z Kuşağı Ne İstiyor?

Zaman ve şartlar oldukça değişmiş durumda susuzluk, hava kirliliği, eğitim, toplu taşıma, Haliç’in kokusu, çöp sorunu gibi genel ve yerel sorunlar günümüzde karşılığı olmayan konular bu yüzden Z kuşağı için belirleyici unsurlar bunlar değil.

Bunun yanında Z kuşağının özgürlük anlayışı ile X ve Z kuşağının özgürlük anlayışı da birbirinden farklı bundan 16 yıl önce sadece Kürtçe konuşabilmek ya da başörtüsü ile öğrenim görebilmek oldukça aşırı bir özgürlük talebi olarak görülmekteydi. Şunu çok iyi hatırlıyorum özellikle sağ seçmen tarafında başörtüsü sorununu çözecek kişiye canını dahi verebileceğini söyleyen oldukça fazla sayıda insan bulunuyordu. Bugün ise bu tip sorunları Z kuşağına izah edebilmek ya da kendinizi inandırabilmeniz pek mümkün değil!

Mevcut durumu ele alacak olursak, 16 yıllık Ak Parti iktidarının Z kuşağı için farklı söylem ve projeler geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Z kuşağının yoğun olarak bulunduğu gerçek ve dijital ortamlarda oluşan söylemlerin büyük bölümünün muhalif söylemler olması bu tespitimi doğrulayan bir durum. 24 Haziran seçimleri ve akabinde gerçekleşecek tüm diğer seçimlerde Z kuşağına mensup seçmen sayısının da artacağı unutulmamalı ve Z kuşağı özelinde gençlerin isteklerini dikkate alan söylem ve projeler geliştirilmeli…

Bu seçim döneminde Milletvekili seçilme yaşının 18’e düşürülmesi sahurda Cumhurbaşkanımız ve aynı zamanda Başkan adayı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yine twitter üzerinden sahura davet eden gençleri kırmayıp bir öğrenci yurduna misafir olması bunun yanında CHP lideri sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun burs verdiği tesettürlü bir genç kızı evinde ziyaret etmesi Z kuşağına yönelik yapılan çalışmalara örnek gösterilebilir.

Bunun yanında birçok kültür merkezinde internet hizmetinin olmaması, sosyal medya mecralarına zaman zaman getirilen kısıtlamaların nedeninin doğru bir şekilde anlatılamamasının yanında gençlere yönelik oldukça pozitif çalışmalar olan üniversite ve yurt sayısının arttırılması gibi hayata geçirilmiş vb. projelerin vurgulanamaması da mevcut yönetim adına bir handikap olarak görünüyor.

Tüm bunların ışığında siyasi partilerimizin ve başkan adaylarımızın başarıya ulaşabilmeleri için bu ve bundan sonraki tüm seçimlerde Z kuşağını dikkatle izlemeleri ve onların taleplerini göz ardı etmemeleri gerektiğini söyleyebiliriz. Bu kuşağı en doğru okuyan muhtemelen gelecek de ülke yönetimini ele alacaktır.

Saygılarımla

Ertuğrul Müyesseroğlu
Dijital İletişim Danışmanı ve Eğitmen

selyus